Zayıflamak İstiyorsanız Yemeğinizi Yavaş Yiyin !

Zayıflamak istiyorsanız yavaşlayın. Yavaş yavaş yiyerek yemeğin zevkini daha iyi çıkarır, yemek yerken daha hoş görünür, tokluk sinyallerinin midenizden beyninize ulaşması için zaman kazanır, daha iyi çiğner, daha iyi hazmeder, daha az yer ve daha kolay zayıflarsınız.

YEMEK hızınızı nasıl yavaşlatacaksınız ?
Çatalınıza daha az yemek koyun. Yemek yerken zaman zaman ara verin ve su yudumlayın. Öze ve lezzete daha çok önem verin. Yemeğe iştahınızı azaltacak düşük kalorili, hacimli yiyeceklerle başlayin. Yağsız, sebze, çorbalar ve salatalar doğru başlangıç tercihleridir.
Başkalarıyla yemek yerken hızınızı azaltmayı deneyin. Hızınızı takip etmek için de kendinize en yavaş yiyen kişiyi rakip seçin ve ögünü bitiren en son kişi siz olmaya çalışın.
Yemek yerken ayakta durmak yerine oturun. Oturmak hızınızı kesecektir.
Yemek yerken başka bir şeyle (okumak, televizyon izlemek) uğrasmayın, onun yerine hafif bir müzik dinlemeyi veya iyi bir partnerle sohbet etmeyi deneyin.

ATIŞTIRMAYI ÖNLEYİN
Yemeği daha az görünür ve ulaşılır hale getirin. Şeker kavanozları veya kurabiye tabakları hazırlayıp masalarda bırakmayın.
Besinleri buzdolabında açıkta veya şeffaf paketlerde değil, kapalı tutun. Böylece buzdolabını açtığınızda görsel işaretler almazsınız.
Aşırı ve gereksiz yemeyi engellemek için öğünlerinizi önceden

Sağlık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . » yorum bırak;

Hayatınızı Kurtaracak 16 İpucu

29181342Londra’daki King College Hastanesi Yaşlanma Bilimi Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, vücudumuzun bize hayatımızı kurtaracak tam 16 ipucu verdiğini ortaya koydu. Sağlıklı yaşam konusunda birçok araştırmaya imzasını atan; Londra’daki King College Hastanesi Gerontoloji (yaşlanma bilimi) Enstitüsü’nde araştırmalarını yürüten Prof. Dr. Robert Wale, “Sadece parmaklarınızın uzunluğu bile sizin sağlığınız hakkında kayda değer bilgi sahibi olmamızı sağlıyor aslında.

Siz de vücudunuzla ilgili önemli detaylara; dikkat ederek sağlığınızı koruyabilirsiniz ” diyor ve ekliyor: “Vücudunuz; siz fark etmeden sağlığınızla ilgili en önemli ipuçlarını veriyor. “Prof. Wale’ye göre, tırnaktan gözlere, doğum kilosundan avuç içine kadar vücuttaki her şey birer gösterge. O halde bir test yaparak ne kadar sağlıklı olduğumuzu anlamak mümkün.

Wale’nin “İşte hayatınızı kurtaracak 16 ipucu” dediği test şöyle:

1. Tırnaklar : Tırnaklarınıza dikkatle bakın. Eğer hafif mavilik yada; morluk görürseniz bu bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karşı karşıya olduğunuzu gösterebilir.

2. Nefeslerinizi sayın : Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp veriyorsanız sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demek… Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.

3. Gözler : Aynada gözlerinizden birine bakın. İris’in etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu aynı şekilde yaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.

4. Avuç içinize bakın : Avuç içlerinize dikkatle bakın. Eğer kırmızı ve lekelilerse karaciğerinizde sorun var demek.

5. Hafıza kontrolü : Bir tepsinin üstüne rasgele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakın. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer’le karşılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.

6. Kas kontrolü : Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa,kaslarınız da bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.

7. Görünüş : Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün. Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.

8. Tiroit misiniz? : Kollarınızı yere paralel olarak tam karşınızda birşeye uzanıyormuş gibi uzatın. Ellerinize dikkat edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa o zaman tiroit olma riskiniz çok.

9. Düz yürümek : Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin. Üzerinde rahat rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi işliyor demektir.

10. Doğum kilonuz : Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

11. Beliniz kalın mı? : Vücut şekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yaşama riskiniz daha fazla.

12. Tuvalet sıklığı : Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Diyabetin en erken alarmlarından biri sık sık tuvalete gitmektir.

13. Nabız kontrolü : Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yaşayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70′in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor.

14. Dişlerinizi fırçalayın : Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede demektir.

15. Parmak uzunluğu : İşaret ve yüzük parmakları aynı uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazla.

16. Ayak bilekleri : Baş parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Dr. Ahmet Cetinbudaklar

Sağlık kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Panik atak

kutsalt
Bankadan ayrıldıktan sonra deprasyona da girmiştim. Deprasyonu tek bir sebebe -pek- bağlayamazsınız. Öncesinden bir takım başka-hasır altı edilmiş/Bilinç altı- tortuların da bunda rolü elbette vardır. Birtakım sorunlar artık taşıyamayacağınız hâle gelmiştir ve siz ister istemez o ‘ mod’a girersiniz. Ve söylendiği gibi bu bir kaçıştır da.

Deprasyonumun bir döneminde AŞIRI KORKU/SIKINTI nöbetleri yaşamaya başladım. Cinnet şeklinde…O zamanlar bunun adı ‘Panik atak ‘ olarak konmamıştı. Ben bunu bana özgü bir delilik olarak görüyordum. Ve işin en kötüsü ,GEÇMEYECEK sanıyordum. İlerleyen süreçte nöbetlerin gelişini hissetmeye de başlamıştım. Nöbet nöbet geliyordu. Bunun bir faydası vardı, mademki nöbet, bu da geçecek tesellisini içinde barındırıyordu. ‘Ya geçmezse’ endişesiyle birlikte.

Bu dayanılmaz korku/sıkıntı baskısında büyük bir husursuzluk yaşamaktaydım. (Nitekim intihara da kalkıştım. ) Bir kötü yönü de, bulunduğum ortamda 0 zekâ ile kendimi çok çaresiz görüyordum. Bu 0 zekâ durumu başkaları ile birlikte iken beni hem utandırıyor, hem de sıkıntımı artırıyordu. Bu yüzden de sık sık uyumaya çalışırdım. Ama ne mümkün. Sadece yatağımda sıkıntılı saatler geçirerek, bir o yana bir bu yana dönerdim.

Bir tek annem nöbetleri hissederdi. (Ana yüreği…) Bir de en büyük desteğim, danışmanım Prof Sedat Özkan bey idi. Bence Türkiye’nin konusunda en iyilerinden biri, belki de birincisidir.( Diğeri , yine deprasyonum nedeni ile -öncesinde- başvurduğum Adnan Ziyalar Beydir. Ben hastasını böyle ,YAŞAYAN bir başka insan görmedim. Sizin duygularınız ile empati kurabilmek için olanca derinliğini size konsantre ediyordu. Ben de O’na empati kurduğumda ağır bir yük altında olduğunu hissederdim. )

Şimdi bütün sıkıntılarıma bir de yakınlarımı, özellikle annemi ortak etmenin sıkıntısı ekli idi. Ve gelecek kaygım…. zira bu durumda çalışamazdım.

İmdi değerli okurum, böyle bir sıkıntınız var ise; BU KORKU VE SIKINTILARIN BİR SÜREÇ OLDUĞUNU VE ELBETTE GEÇECEĞİNİ bilin. Bunu Kişisel günahlarınızla fazla irtibatlandırmayın. Ve eğer böyle görüyor iseniz bu da iyidir ! Mademki öyle işte arınmaktasınız, bedelini ödemektesiniz. Ve fakat bu hastalığın tedavisi İNANMA İLE /içten tövbe-dua ile yakından ilintilidir. Ve ben sizden sabretmenizi istiyorum Rahata erince bu günler sayesinde/yüzünden hayata bakışınız değişecek. Ansızın rahatladığınızı göreceksiniz.. Ve iyi mi bilmiyorum (!) korkusuz olacaksınız. Yenilenmiş olacaksınız. Bu zamanın tecrübesi bence kayıp da değildir. Korka korka , korkmanın boş olduğunun bilinci sizde yerleşecek. İnsani korkularımız ise hep vardır. Bu da son derece doğal ve herkes içindir.

Şimdi bana soruyorlar;’Nasıl da gülüyorsun, böyle neşelisin ?’ Ben de bazen yanıtlıyorum ;’Ağır bir sıkıntıdan,uzun süren bir bunalımdan çıktım.’

Panik atak yaşamakta olanlara SABIR, İNAN,İYİMSERLİK öneriyorum. Ben daha bunun adı konmadan, cinnet şeklinde, çaresizce yaşadım. Siz yalnız ve çaresiz olmadığınızı biliyorsunuz. İlaçlarınızı ihmal etmeyin. Ve öncelikle doktorunuzla, paylaşın. ..Bu vesile ile saygıdeğer hocam SEDAT ÖZKAN BEY ‘e tekrar teşekkür ediyorum.

Kendisi aynı zamanda bana ‘Entellektül bir ağbi/dost ‘ oldular. Zira beni deprasyona sürükleyen esaslı etmenlerden biri de DÜŞÜNSEL KARMAŞAMDI. Tüm birbiri ile çatışan düşüncelere kendimi açık tutmuştum, bu da beni nihayetinde zihinsel olarak kitlemişti. Yani düşünsel anlamda açmazda idim. Zamanla taşlar yerine oturdu. Ve söylendiği gibi ; ‘GERÇEĞİ BİLECEKSİN VE BU SENİ ÖZGÜR KILACAK. ‘

Bu branştaki doktorların- teknik anlamda yetersiz olduğumuzdan- tıbbi yardımlarının ayrımına pek varamasak da, bize insan /mânevi katkıları somutttur. Sevgi ve Saygılarımla Hocam.

Sağlık kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;